Asistan hekimler tükeniyor! Çalışma, eğitim ve yaşam koşullarımızın iyileştirilmesini talep ediyoruz!

Son birkaç yılda artan genç hekim intiharlarına yakın zamanda Uludağ Üniversitesi Kalp Damar Cerrahisi’nde eğitimine devam etmeye çalışırken yaşamına son veren genç meslektaşımız Dr. Mustafa Yalçın ile bir yenisi daha eklenmiş, kaybettiğimiz ve kaybetmekten endişe duyduğumuz meslektaşlarımıza, halkımızın sağlığına ve dahi kendi geleceğimize dair kaygımız, öfkemiz bir kat daha artmıştır. İnsanın ve ülkesinin sağlığına ömrünü adamış, bu uğurda gençliğinin en güzel yıllarını ailesinden, arkadaşlıklarından ve kendisinden yaptığı büyük fedakarlıklar ile eğitimine ve halkın sağlığına harcamış ve bu yolda yorgun düşüp dayanılmaz hale getirilen yaşam koşulları ile yaşamına son veren, artarak devam ettiği halde hala hakkında ciddi adımlar atılmayan sağlıkta şiddet ile aramızdan ayrılan tüm meslektaşlarımızı, yol arkadaşlarımızı, memleketin aydınlık yüzü olan sağlık şehitlerini saygı ve rahmetle anıyoruz. Sevenlerine ve camiamıza başsağlığı diliyoruz.

Tıp eğitimi; 12 yıllık temel eğitimin sonrasında üniversitelere giriş sınavına çalışmakla başlayıp ömrümüzün sonuna kadar devam eden, her anı emeğe ve özveriye dayanan bir yaşam biçimidir. Beyaz önlük tıp fakültesine başladığımız gün giydiğimiz sonrasında ise ölene kadar sırtımızda gururla taşıdığımız bir kimliktir biz hekimler için. İlk günden itibaren; yolculuklarımızdan akraba ziyaretlerimize, arkadaş sohbetlerimizden dinlenme zamanlarımıza kadar her an insanların sağlıklarına dair yardım talepleriyle karşılaşır ve birikimimiz ölçüsünde bu talepleri karşılamaya çalışır diğer taraftan ise birikimimizi artırmaya çabalarız. Bu yaşam biçimini benimserken ailemize, kendimize, sevdiklerimize ayırdığımız zamanlardan çokça fedakarlık yapmak durumunda kalırız. Kendi doğası gereği oldukça yorucu ve fedakarlık isteyen bu hayatı yaşamayı tercih etmemizin sebebi düşünülenin aksine ücret, statü vs değildir. Zira bilinenin aksine birçoğumuzun –özellikle asistan hekimlerin- çıplak maaşları fakirlik sınırının altındadır ve son yaşanan sözel ve fiziksel şiddet olayları göz önünde bulundurulursa hukuki veya toplumsal statüye dair bir ayrıcalığımız da yoktur. Bir hekimi devam etmeye zorlayan esas motivasyon hastalarını iyileştirecek yeterliliğe ve enerjiye sahip olmak, ülkesinin insanlarını ve sevdiklerini sağlıklı ve huzurlu görmek umududur. Bu ise ancak kaliteli bir eğitim, insani çalışma ve yaşam koşulları ile mümkündür.

UMUDUMUZUN TÜKETİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ, SESSİZ KALMIYORUZ.

Büyük idealler ve umutlarla çıktığımız bin bir fedakarlık ve zorluklarla yürüdüğümüz bu yolda insani olmaktan uzaklaşmış çalışma koşulları, çalışma ve eğitimle ilgili haklarımızın hiçe sayılması, durdurulması için hiçbir ciddi çaba görmediğimiz sağlıkta şiddet olayları, ekonomik zorluklar ve her geçen gün artan mobbing ile günden güne tükeniyoruz, eziliyoruz, ölüyoruz.

İNSANİ OLMAYAN ÇALIŞMA SÜRELERİ VE KOŞULLARI EMEK SÖMÜRÜSÜDÜR.

Birçok klinikte; Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği tarafından ‘’ uzmanlık öğrencileri 3 günde birden daha sık olmayacak şekilde nöbet tutmalıdır ‘’ şeklinde çalışma süreleri belirlenmiş olmasına rağmen resmiyete yansımadan nöbet sayısı ayda 14-15’i  çıkabiliyor. Birçok asistan hekim günlük 8 saatlik mesainin ardından 16 saat nöbet tuttuktan sonra ertesi gün çalışmaya devam etmeye zorlanıyor. Mevzuatta mevcut bulunan “gece nöbeti tutanlara ertesi günü görev verilmez” ifadesine rağmen başhekimlere kurumda hizmetin aksamaması gerekçeleriyle nöbet ertesi dinlenmesi gereken hekimi mesaiye devam ettirme yetkisi verilmiştir. Asistan hekimlerin çoğunun aylık nöbet süresi 130 saati aşmasına rağmen 130 saati aşan nöbet ücretleri yine mevzuata göre ödenememektedir. Nöbet sonrası izin kullanabilenlere ise nöbet ücreti ödenmemektedir.  “Nöbet ücreti ” ile “nöbet ertesi izin” taleplerinin de karşıt talepler olarak düzenlendiği mevcut sistemde hekimin ya dinlenme hakkından ya da emeğinin karşılığından vazgeçmesi isteniyor. Mevcut sabit ücretin azlığı sebebiyle çoğu asistan hekim nöbet ücretinin kesilmesini istemediği için nöbet ertesi izin talebinden vazgeçiyor. Bu talebi dile getiren arkadaşlarımız ise gerek daha deneyimli meslektaşları, eğiticileri gerek de hastane yöneticileri tarafından engelleniyor. Birçok klinikte asistan hekimlerin insani ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yeterlilikte bir dinlenme alanı bulunmuyor. 36 saatlik aralıksız çalışma durumunda asistan hekimlerin dinlenme temizlenme sosyalleşme gibi insani ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir alan bulunmuyor. Uzun çalışma saatlerinden arda kalan kısacık bir zamanda ise asistan hekimlerin sosyal yaşamlarına ve insani ihtiyaçlarına ayıracak ne enerjisi ne de maddi imkanı bulunuyor.

EĞİTİM KALİTESİNİN DÜŞÜRÜLMESİ CİDDİ HALK SORUNLARINI BERABERİNDE GETİREN BİR HAK GASPIDIR.

Uzmanlık eğitimi adından da anlaşılacağı üzere bir hizmet süreci olmanın ötesinde bir eğitim sürecidir. Bu eğitim nitelikli ve yeterli hekimlerin yetişmesi dolayısıyla kaliteli bir sağlık hizmetinin verilebilmesi için elzemdir. Bu aşamaya kadar bütün eğitim ve sınav süreçlerini başarıyla tamamlamış olan asistan hekimler bu eğitimi almaya hak kazanmıştır. Oysa kazanılmış bir hak olan bu eğitim türlü angaryaya, bilimin, kaliteli bir eğitim ve sağlık hizmetinin yerine hasta sayılarını ve getirilerini merkeze alan performansa dayandırılmış sisteme kurban edilmektedir. Birçok asistan hekim adaletsiz bir iş paylaşımı ve vazifesi olmayan işlere koşturulması nedeniyle eğitiminden geri kalmaktadır. Tababet usta çırak eğitimini ve teorik yeterliliği bir arda gerektiren bir nosyondur. Birçok klinikte asistan hekimler uzun çalışma saatleri ve artan iş yükü nedeniyle ne teorik ne de pratik eğitimine zaman ayırabiliyor. Çoğu zaman polikliniklerde, servislerde tek başına kendi çabalarıyla bir yandan öğrenmeye çalışarak, eğitim almadan çalışıyor. Tüm bunların üzerine eğitim hakkını, çalışma düzenini, görev yerini, klinik performansa ve bir tek yöneticinin insafına bırakmak üzere hazırlanmış ortak kullanım sözleşmeleri üniversite personeline dayatılıyor. Pandemi gibi sağlık personeline en çok ihtiyaç bulunan böylesi bir dönemde sözleşmeyi imzalamayan öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi hekimlere hasta baktırılmıyor, hastanelerden ayrılışları yapılıp bütün ek ödemeleri kesiliyor, personel kartları iptal ediliyor. Hasta bakamayan asistan hekimlerin pratik eğitimine bir darbede bu şekilde vuruluyor. Eğitimin kalitesizleşmesi ve yetersizliği ise ülkemizde verilen sağlık hizmetinin kalitesini ciddi olarak düşüren korkunç bir olgu olarak karşımıza dikiliyor.

HALKIN SAĞLIĞI İÇİN EN ÖN SAFLARDA YER ALAN ASİSTAN HEKİMLER EN ÇOK ŞİDDETE UĞRAYANLAR OLUYOR.

Pandemi öncesi dönemde de pandemi döneminde de hastalıklarla en önde savaşan, hastayı karşılayan, en çok çalışan, iş yükünün en büyük kısmı üstüne bırakılan asistan hekimler çoğu zaman hastaların muhatap olarak bulabildikleri tek sağlık çalışanı oluyor. Kötü çalışma koşullarının ve sistemin ortaya çıkardıkları zorlukların faturası asistan hekime kesiliyor. Ortaya çıkan aksaklıklarda birçok klinikte asistan hekimlere yönetim tarafından da daha deneyimli meslektaşları tarafından da destek olunmuyor. Hatta çoğu zaman asistan hekimler maruz kaldıkları şiddetin üzerine bir de kendilerine karşı sorumlu bulunan makam ve mercilerin kötü muamelesine maruz kalıyor.

TÜRLÜ ŞEKİLLERDE MARUZ KALDIKLARI MOBBİNG ASİSTAN HEKİMLERİ MESLEKTEN HATTA HAYATTAN SOĞUTUYOR.

Hekimlik sanatında usta-çırak ilişkisi Hipokrat’tan beri bilinen tıp eğitimi ve uygulamasının en önemli temellerinden biridir.  Ancak gelinen noktada bu ilişki asistan aleyhine işleyerek iş bölümü, akademik ve uygulamalı eğitim süreçlerinde mobbing olarak karşımıza çıkıyor. Eğitim hakkını talep eden, çalışma koşulları ile ilgili şikayetlerini dile getiren, mobbingi bildiren asistan hekimler eğitim alamama, huzurlu bir çalışma ortamında çalışamama gibi tehditlere maruz kalıyor. Nöbet cezaları, uygun olmayan görevlendirmeler, soruşturma ve ücret kesintisi tehditleri ile mobbingin dozu daha da artıyor. Bu durum mesleğinin henüz başında olan hekimin motivasyonunu kırıp, yalnızlığa, çaresizliğe, istifaya ve hatta ölüme sürüklüyor.  Neye dayandırıldığı meçhul hiyerarşik ilişkiler, sınır tanımayan idari yetkiler hekimlere çalışmak için de eğitim almak için de yaşamak için de alan bırakmıyor. Covid servislerinde, polikliniklerde, acil servislerde, filyasyonda, laboratuarlarda  pandemi ile mücadelenin her alanında özveri ile çalıştık. Buna rağmen artan iş yükü, ihmal edilen uzmanlık eğitimi, ücret adaletsizliği, şiddet ve artan mobbing ile karşılaştık. Bütün yük yukarıdan aşağıya katlanarak en son biz asistan hekimlerin üstüne yıkıldı. Tükendik. Artık susmuyoruz kabul etmiyoruz.

ON BİNLERCE ASİSTAN HEKİM OLARAK YASA KOYUCULARA DÜZENLEYİCLERE YÖNETİCİLERE HALKIMIZA VE MESLEKTAŞLARIMIZA SESLENİYORUZ.

  • ARTIK  KABUL EDİLEMEZ HALE GELEN SORUNLARIMIZIN DUYULMASINI,
  • NÖBET SAYILARININ VE SÜRELERİNİN İNSANİ SINIRLARA ÇEKİLMESİNİ,
  • KOŞULSUZ NÖBET ERTESİ İZİN VERİLMESİNİ,
  • EĞİTİM SÜRECİMİZİN PERFORMANS SİSTEMİNE KURBAN EDİLMEMESİNİ,
  • MOBBİNGİN SON BULMASINI, BU KONUDA BÜTÜN MESLEKTAŞLARIMIZIN ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ YERİNE GETİRMESİNİ,
  • MOBBİNGE KARŞI ŞİKÂYET, DENETLEME VE CEZALANDIRMA MEKANİZMALARININ UYGULAMAYA SOKULMASINI,
  • TIP EĞİTİMİNİ YARALAYAN ÜNİVERSİTE ÖZERKLİĞİNE MÜDAHALE EDEN UYGULAMA VE SÖZLEŞMELERİN DAYATILMASINDAN DERHAL VAZGEÇİLMESİNİ,
  • PANDEMİ GÖREVLENDİRMELERİNİN ADİL BİR ŞEKİLDE YAPILMASINI,
  • BÜTÜN HEKİMLERİN İNSANİ ÇALIŞMA ŞARTLARINA SAHİP OLMASINI,
  • HEKİMLERİNİN EMEKLERİNİN KARŞILIĞI OLAN HAK ETTİKLERİ ÜCRETLERİ EMEKLİLİKLERİNE YANSIYACAK ŞEKİLDE PERFORMANS, HASTANE GELİRİ VS BAHANE EDİLMEKSİZİN ALMASINI

TALEP  EDİYORUZ.

MUĞLA TABİP ODASI