Basın Açıklaması

Eğitim Anayasal Haktır, Asistanların ve Öğretim Üyelerinin Eğitim ve Döner Sermaye Hakkı Sözleşme Dayatması ile Engellenemez

Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü, 16.12.2020 tarihinde bir yazı göndererek, Birlikte Kullanım Protokolü imzalayan devlet üniversiteleri tıp fakülteleri öğretim elemanlarının ve asistanlarının en geç 31 Aralık 2021 tarihine kadar 1 yıl süre ile geçerli olmak üzere “Birlikte Kullanım Kapsamında hazırlanan Hizmet Sözleşmesi”ni imzalamalarını istemiştir. Bu sözleşme tıp fakültelerini eğitim kurumu olmaktan bütünüyle uzaklaştıran, öğretim elemanlarını, asistanları ve öğrencileri güvencesiz bir biçimde başhekimin keyfiyetine bırakan hükümlerle doludur. Oysaki tıp ve diş hekimliğinde lisans ve uzmanlık eğitimleri, birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde dekanın yetki ve sorumluluğunda yürütüleceği belirtilmiş olmasına rağmen sözleşmenin birçok maddesinde başhekim yetkili kılınarak üniversiteler veya eğitim ve araştırma hastaneleri bir hizmet hastanesine dönüştürülmek istenmektedir. 

Hazırlanan protokol Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve üniversitelere sorulmadan hazırlanmış ve tek taraflı olarak öğretim görevlileri ve asistanlara dayatılmıştır. Birlikte kullanım protokolüne sahip tıp fakülteleri dekanları tarafından sözleşmenin tıp eğitimi, sağlık hizmeti ve akademi ortamına yapacağı olumsuz etkileri rapor edilmiş, Sağlık Bakanlığı’na ve YÖK’e iletilerek pandemi süresince böyle bir girişimden vazgeçilmesi gerektiği, pandemi sonrası ilgili tarafların görüşleri ile bir çalışma yapılması önerisinde bulunulmasına rağmen bunlar dikkate alınmamıştır. Öte yandan kanun uyarınca, bu sözleşmenin usul ve esaslarının, YÖK’ün uygun görüşü alınarak yönetmelik ile düzenlemesi, sözleşme için de dekanların görüşünün alınması gerekmektedir. Türk Tabipleri Birliği bu hukuksuz sözleşme dayatma işleminin iptali için yürütmenin durdurulması ve aynı zamanda Danıştay’a başvurusunu yapmıştır.

Sözleşmeyi imzalamayan öğretim görevlilerine uygulamalı tıp ve tıpta uzmanlık eğitimi ve sağlık hizmeti veremeyecekleri, asistanların uygulamalı eğitim alamayacağı, sabit döner sermaye ve döner sermaye ödemelerinin yapılmayacağı söylenerek açıkça tehdit edilmişlerdir. Öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri, uygulamalı tıp ve tıpta uzmanlık eğitimi kapsamında hizmet sundukları, kanuni görev ve haklarını yerine getirdikleri sürece 2547 sayılı kanunun 58. maddesinde düzenlenen döner sermaye ek ödemelerinden yararlandırılmaları zorunlu olduğu halde bazı illerde öğretim üyelerinin sabit döner sermayeleri ödenmemiştir. Öğretim üyelerinin ve asistanların araştırma görevlilerinin sabit döner sermaye ödemelerinin yapılmaması açıkça kanuna aykırı bir işlemdir.

Yine hukuka aykırı bir biçimde sözleşmeyi imzalamayan tıp fakültesi öğretim üyelerinin sağlık uygulama araştırma merkezi olan hastanede çalıştırılmayacağı başhekimler tarafından bildirilmiştir. Anayasa’nın 130. maddesinde kanunda açıkça belirlenen haller dışında ve yetkili üniversite organları kararı olmaksızın öğretim üyelerinin görevine son verilemez, öğretim üyeleri uygulamalı tıp ve tıpta uzmanlık eğitiminden, sağlık hizmetinden uzaklaştırılamaz.

Sonuç olarak, ülkemiz ve sağlık sistemimiz pandemi şartları altında halen zor günler geçirirken, hukuka aykırı sözleşmeyi imzalamak istemeyen öğretim elemanlarının görevlerinden uzaklaştırılması, asistanların ve tıp öğrencilerinin anayasal bir hak olan eğitim hakkından yoksun bırakılması toplum sağlığına da ciddi bir biçimde zarar verecektir. Hiçbir meslektaşımız bu baskı karşısında yalnız ve savunmasız değildir. Muğla Tabip Odası olarak öğretim üyesi, tıpta uzmanlık öğrencisi olan meslektaşlarımızın yanında ve dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. Bu hukuksuzluğun ortadan kaldırılması için çabalarımızı sürdüreceğiz,  meslektaşlarımızın haklarını, tıp ve uzmanlık eğitimini, halkımızın nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını kararlılıkla savunacağız.        

Muğla Tabip Odası Yönetim Kurulu