Sağlıkta Şiddetin Önlenmesi

Ne yazık ve ne üzücüdür ki yine sağlıkta şiddeti kınamak ve protesto etmek ve yine yeniden sorumluları göreve çağırmak için buradayız. 4 Mart Pazartesi günü acil servis nöbeti esnasında, sağlık hizmetini yürüten doktor kendisinden asılsız rapor talep eden kişinin talebini iyi hekimlik uygulamaları doğrultusunda reddetmiş bunun sonucunda saldırgan tarafından sözlü saldırıya uğramış ve olaya müdahale etmek isteyen hastane güvenlik görevlisi ise kişinin fiili saldırısı sonucu yaralanarak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi E.A.Hastanesi Beyin Cerrahi Servisinde 2 gün yatışı yapılmıştır. Bugün burada kendilerine geçmiş olsun dileklerimizi iletmek ve dayanışmamızı büyütmek için toplandık.

Beyaz kod çağrısıyla şikayetçi olunan saldırgan ise gözaltı muayenesi için acil servise getirildiğinde çalışanları tekrar tehdit etme cesaretini kendinde bulmuştur. Şu an ise denetimli serbestlik ile bırakılmıştır.

Ülke politikalarında üst seviyede egemen olan güvenlikçi anlayış, konu sağlıkta şiddete gelince birden bağışlayıcı ve vurdumduymaz hal almaktadır. Bu da sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti artıran unsurlardan biridir. Çünkü şiddeti uygulayan cezalandırılmayacağını ya da önemli bir yaptırımla karşılaşmayacağını düşünmektedir. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete hoşgörü gösterilmeyeceği, şiddet suçlarının mutlaka cezalandırılacağı düşüncesinin yerleşmesi önleyicilik açısından çok önemlidir.

Biliyorsunuz yıllardır TTB sağlıkta artan şiddetin önlenmesi, nedenleri ve çözüm önerileri için mücadele vermektedir. Sağlıkta Şiddet Yasası’nın çıkarılması için günlerce basın açıklamaları ve nöbet eylemleri yaptık, görüşmelerde bulunduk. Sonuçta şiddet yasası çıkardık dediler ama ortaya bir torba yasa içinde sunulan talep edilen caydırıcı önlemleri ve yasal düzenlemeleri barındırmayan bir yasa çıkarıldı.

Öyle ki ilimizde Datça’da bu saldırıdan sadece 2 hafta önce yine bir doktor, Dr. Çiğdem ÇAĞDAŞ’ ın saldırıya uğraması da saldırıların sıklığını göstermektedir. Peki bu saldırıların görünür kılınması ve önlem alınması, faillerin ceza alması için illa ölmemiz mi gerekiyor.

Bugün sağlıkta dönüşüm politikaları sonucu kışkırtılmış sağlık talebinin karşılanmasındaki aksaklıklar sağlık çalışanları, hizmet sunucularının üzerine atılan bir dil kullanılmakta hasta ve sağlık çalışanları karşı karşıya getirilmektedir. Özellikle acil servisler bu yoğunluktan etkilenmekte ve ilaç yazdırmaktan, asılsız istirahat raporları gibi hizmet amacının dışındaki pek çok başvuruyu da gerçek acil hastalardan ayırmak zorunda kalmaktadır.

Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Ülkemizde kadınlar her gün öldürülüyor erkek failler tarafından şiddete uğruyor yine erkek adaleti ile serbest bırakılıyor. 1 ay içinde saldırıya uğrayan 2 kadın hekim arkadaşımıza ayrıca geçmiş olsun diyor ve faillerin cezasız kalmamasını talep ediyoruz.

14 Mart’ın 100. yıldönümü yaklaşırken, sağlıkta şiddet ikliminin beslendiği koşulları açıklamaya, barışçıl ve huzurlu bir sağlık ortamı için gerekenleri talep etmeye, yetkiyi elinde bulunduranları sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye ve işbirliğine çağırmaya devam edeceğiz”

MUĞLA TABİP ODASI YÖNETİM KURULU