Tabip Odası Başkanı Turan: “Normalleşmeyle Risk Alındı”

1 Haziran itibariyle normalleşme sürecine geçilmesinin ardından Muğla Tabip Odası Başkanı Dr. Hakkı Turan, değerlendirmelerde bulundu. “İlimiz için korkuyorum” diyen Başkan Turan, birçok adımın erken atıldığı görüşünde.

Sinem Karakaya

Muğla Tabip Odası Başkanı Dr. Hakkı Turan, normalleşme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Birçok adımın birden atılarak normalleşmeye dönülmesini erken bulduklarını söyleyen Hakkı Turan, “Bu kadar çok adım 1 Haziran’da serbest olmamalıydı. İller arası seyahatlerin serbest bırakılması ve eğlence mekânları ile kafeteryaların açılması erken oldu” dedi.

BU KADAR ADIM NORMALLEŞMEYLE RİSK ALINDI”

İller arası seyahatlerin serbest bırakılması ve eğlence mekânları ile kafeteryaların açılmasını erken bulduğunu söyleyen Turan, “1 Haziran itibariyle normalleşme sürecine geçildi. Yavaş yavaş normalleşilmesi gerekiyor. Erken değildir fakat tüm adımların normalleşmesi için erkendir. Bu kadar çok adım 1 Haziran’da serbest olmamalıydı.  İller arası seyahatler serbest bırakıldı. Eğlence mekânları, kafeteryaların açılması da erkendi. Bu kadar adımın birden atılması bence erken oldu. Muğla’da kademeli olarak serbest bırakılmalıydı. Biz Muğla’daki birinci dalgayı yaşamadık ki, ikinci dalga olur mu diye düşünelim. Bodrum barlar caddesini hepimiz biliyoruz. Barların kapalı olması çok şey ifade ediyor ama o caddedeki kalabalıkla barın içindeki kalabalık eş değer risk taşıyor. Bu risk biraz daha adım adım gidilerek önlenebilirdi” dedi.

İLDEKİ VERİLER BİZİMLE PAYLAŞILMIYOR”

Verilerin şeffaf bir şekilde Tabip Odası ile paylaşılmadığını söyleyen Hakkı Turan, “Pandemi yönetiminin dünyada kabul edilmiş bilimsel yöntemleri vardır. Belli bilimsel yöntemlerle yönetilir. Pandeminin giderek zayıflamasıyla elbette ki normalleşme adım adım yapılır. Bu bilimsel yöntemlerle normalleşme yapılıyor mu? sorusunu değerlendirebilmek için bilimsel verilere ihtiyaç vardır. Bizim meslek örgütü olarak pandemi sürecinin başından beri sıkıntımız bu verilere ulaşamamız. Normalleşme adımlarının doğru ve yerinde olup olmadığının tespiti ancak bilimsel veriler yapılır. Ben, 1200 üyesi olan Muğla’daki çalışan hekimlerin odasının başkanıyım. Muğla ilindeki veriler bana verilmiyor. Bizimle bile paylaşılmıyor. Kaç hastamız yoğun bakımda, kaç hasta entübe edildi, kaç vatandaşımızı bu hastalık yüzünden kaybettik bu bilgileri edinemiyoruz maalesef. Ben ‘off the record’ dediğimiz yöntemle öğreniyorum ama bu şekilde ulaştığınız veriyi de bilimsel bir düzlemde kullanmak elbette mümkün değil” dedi.

“İLİMİZ İÇİN KORKUYORUM”

Eylül-Ekim ayı gibi tekrar ikinci bir dalga virüsün geleceğine dair çıkan söylentileri de değerlendiren Dr. Turan, “Önümüzdeki Haziran ayını bir görelim. Bakalım neler olacak. Ondan sonra ikinci dalgaya odaklanalım. Normalleşmenin etkisi ortalama 15 ila 20 gün arasında görülecektir. Bu da Haziran ayının son 10 günü demektir. Haziran’ın sonunu görünce Eylül-Ekim de ikinci dalga olur mu, olmaz mı onu o zaman konuşuruz. Önce önümüzdeki süreci bir görelim daha sonra ileriye bakalım. Özellikle ilimiz için korkuyorum. Biz daha başlamadık ki. Bu dönemde sağlık çalışanları çok yoruldular. Daha çok yorulacaklar. Arkadaşlarımız için sendikalarla birlikte olan birçok özlük hakkı talebimiz var. Bakanlığımızın bu konuda biraz daha duyarlı olmasını bekliyoruz” dedi.

“MASKENİN DOĞRU KULLANIMI ÇOK ÖNEMLİ”

Doğru maske kullanımına dikkat çeken Hakkı Turan, “Muğla’da maske zorunlu hale geldi. Maske kullanımını doğru anlatamadığımız için temelli yasakçı bir zihniyetle yapıldı. Araba da tek başınaysanız maske takmanızı gerektirecek bir durum yok. Ama biriyle temas edilecekse, diyalog kurulacaksa elbette maske takılmalı. Kalabalık ortamlarda özellikle çok dikkat edilmeli. Ben görüyorum ki, çoğu insan maskeyi çenesinde veya burnunu kapatmadan takıyor. Bu yanlış. Burunu kapatmak bile birçok şeyi önleyebilir. Yalnızken maskesiz durulabilir. Maskeden nefret etmesinler. Maskeyle yaşamayı öğrenmeliyiz. Doğru kullanmayı öğrenmeli vatandaşlarımız. Corona bir tür grip virüsü. İnfuzuella da grip virüsüdür. Arasındaki tek fark corona infuzuelladan katlarla ifade edilecek şekilde daha bulaşıcıdır. Bir kişi infuzuella virüsü taşıyorsa karşısındaki kişiyle saatlerce sohbet etmesinde sakınca yok. Fakat bir kişi corona virüsü taşıyorsa bir buçuk mesafeye bakmaksızın uzun süre aynı ortamda kalınırsa bulaşma riski daha yüksek. Bu hastalığı azaltabileceğimiz yol aşının bulunması ya da virüse karşı etkili bir ilacın bulunması” şeklinde konuştu.