Toplumsal Sağlık İçin Demokrasi ve Adalet İstiyoruz

Pandemide kaybedilen, sağlık emekçilerini saygı ve özlemle andıklarını dile getiren Türk Tabipleri Birliği Muğla Tabip Odası ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Muğla Şubesi’nce, “Toplumsal Sağlık İçin Demokrasi ve Adalet İstiyoruz” başlıklı ortak basın açıklaması yapıldı.

Salgın sürecinde kaybedilen sağlık çalışanlarını anma ve pandeminin birinci yılı dolayısıyla Türk Tabipleri Birliği Muğla Tabip Odası ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Muğla Şubesi’nce Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi polikliniği önünde yapılan ortak basın açıklamasında 14 Mart Tıp Bayramı’nda beklenen talepler açıklandı.

Muğla Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Zuhal Uzunyayla’nın okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Pandeminin birinci yılında acı ve öfke ile doluyuz. Pandeminin tüm yükünü sağlık emekçilerinin üstüne yıktığınız, süreci yönetemediğiniz, bizleri koruyamadığınız için tükendik ve öldük. Suçlusunuz. Bugüne kadar ülkemizde 2,8 milyonu bulan kişi hastalanmış, ölüm sayısı resmi rakamlarla dahi 30 bine ulaşmıştır. Yitirdiğimiz 385 sağlık emekçisi ile dünyadaki en yüksek kayıp rakamlarına ulaştık.  Hepsini bugün saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.”

SALGIN SÜRECİ GÜNLÜK POLİTİKA İLE YÜRÜTÜLÜYOR

Salgının epidemiyolojik veriler ışığında değerlendirilmeyerek, günlük politikalar ile yönetilmeye çalışıldığına dikkat çekilen açıklamada: “Pandemi dünyada neoliberal özelleştirmeci sağlık politikalarının sonucu olarak artmış, birçok ülkede sağlık sistemi iflas etmiş, koruyucu ve toplumsal sağlık hizmetlerinden uzaklaşma sonucu salgın önlenemediğinden bugünkü acı tablo ile karşılaşılmıştır. Pek çok ülkeyi çaresizliğe mahkûm eden bu salgın, kamusal sağlık anlayışının yaşamsal önemini bir kez daha hatırlatmıştır. Ne yazık ki siyaset ve ekonomi insan yaşamının ve bilimin önüne geçmiştir. Oysaki başka bir sağlık sistemi, başka bir dünya mümkündür. Bir yıllık sürede ısrarla sosyal ve ekonomik destek ile toplumsal hareketliliğin kısıtlanması sağlanmamış, aktif sürveyans ve filyasyon bir yana, endikasyonu olan herkese dahi test yapılmamış, hastane tedavisi gerekmeyen hastaların izolasyonunda sorunlar yaşanmış, vaka sayılarının düşük gösterilmesi ile bulaş zinciri Sağlık Bakanlığı eliyle büyütülmüştür.  Kasım-Aralık aylarında ise sağlık sistemi çökme noktasına gelmiş, ancak sağlık emekçilerinin özverili ve canla başla çalışması sonucu tablonun olabildiği kadar kötüleşmesi önlenmeye çalışılmıştır.  Pandeminin sahada karşılanamaması sonucu 2. ve 3. basamak hastanelerde hasta yoğunluğu artınca servisler ve yoğun bakımlarda yer bulma sıkıntısı yaşanması üzerine boş alanlar yataklı servis veya yoğun bakımlara dönüştürülmüştür. Bu durum Gaziantep’te çıkan yangında yaşandığı üzere ölümleri arttırmıştır. Pandemi ülkemizde ve dünyada eşitsizlikleri gözler önüne sermiş ve artırmış, en fazla yoksul, işçi, işsiz, dar gelirli kesim hastalanmış veya ölmüştür” ifadelerine yer verildi.

ARTIŞ HIZLA DEVAM EDİYOR

Dünyada ve ülkemizde varyant virüsünün artışının hızla devam ettiğinin belirtildiği açıklamada, “Son açıklanan haritada ülkemizin yarısından fazlası çok yüksek risk ve yüksek riskli iken ve yeni tedbirler alınması gerekirken kontrolsüz bir normalleşmeye gidilmiştir. Bunun sonuçları ne yazık ki hepimize tüm toplum olarak yeni bir pandemi artışı olarak yansıyacak, bu durum ise yeni hastalanma ve ölüm oranlarını da beraberinde getirecektir” denildi.

SAĞLIK BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI

Sağlık Bakanlığı’na seslenen Muğla Tabip Odası ve SES Muğla Şubesi yönetimi: “Bugün yapılması gereken kamusal ve toplumcu bir sağlık sisteminin gerekliliğini akıldan çıkarmadan; işçilerin, işsizlerin, yoksulların, esnafın yaşamlarının ve sağlıklarını olumsuz etkilenmesini engelleyecek kararlar ve destekler alınmasıdır. Toplumsal hareketliliğe ve iller arası geçişlere, illere göre varyant virüs analizi yapılıp yeterli test ile uygun izolasyon önlemleri alınarak epidemiyoloji bilimi ışığında düzenleme getirilmeli, aşı doz ve hız oranı arttırılarak toplumsal bağışıklık hızla sağlanmalıdır.”

“YİTİRDİKLERİMİZ GÖNLÜMÜZDE, TALEPLERİMİZ DİLİMİZDE”

Açıklamanın sonunda 14 Mart Tıp Bayramı’nda beklenen talepler tekrardan dile getirilerek, şu ifadelere yer verildi: Yitirdiklerimiz gönlümüzde, taleplerimiz dilimizde; COVID-19 meslek hastalığıdır, önerdiğimiz yasa tasarısı kabul edilsin. Toplumsal sağlık için güçlü ve etkin birinci basamak sağlık örgütlenmesi sağlansın. Şiddetsiz bir sağlık ortamında çalışabilmek için yeni ve etkili “Sağlıkta Şiddet Yasası” çıkarılsın. Emekliliğimize de yansıyacak temel ücret ile ekonomik ve özlük haklarımız iyileştirilsin. Özgür ve bilimsel çalışma ortamı için meslek örgütleri üzerindeki baskılara son verilsin. Liyakatsiz atamalar, tip sözleşme dayatmaları, tıp eğitimini niteliksizleştiren, altyapısı uygun olmayan tıp fakültelerinin açılması durdurulsun.”